Yedi yıldır yazları buralı sayılırız. Bu sene de bir süredir Sapanca’dayım, hem yılın acı tatlı sürprizlerinin gönül yorgunluğunu atmak hem de hiç bir şey yapmadan ve düşünmeden yan gelip yatmak için. Buraların insanları iyidir, saygılı ve yardımsever. Ekmeksiz ve susuz kalmazsın buralarda, kimseler ayazda kalmaz, derdine hep bir ortak bulunur, herkeslere muamele eşittir, kimse bir diğerini biçareliğinden dolayı hakir görmez, kimse kimsenin malına-karısına-kızına göz dikmez, rekabet yoktur, herkes Yaradan tarafından sunulanın kıymetini bilir, yok olanla paylaşmaktan kaçınmaz, elektrik kablolarının aşırılması hariç hırsızlık duyulmamıştır bu güne dek, herkes birbirini tanıdığından saygı ve utanma şarttır, kimsenin ciddi bir yanlışı söz konusu dahi olamaz, halen ticarette eski usul devam eder, misal bizim kasap Emil defterinde birikenleri alamamaktan hep dert yanar çaylarımızı içerken. Paran çıkışmadı mı “bir ara verirsin abla, sıkıntı yok” başlıca destek cümlesidir esnaf arasında. 
Muhafazakarlık meselesine gelince. Evet, tutucudurlar, karılarını-kızlarını örterler, Ramazan’da açık bir yer bulamazsın, öyle elaleme sarkanı falan affetmezler ama kalkıp içkili restoran açıldı diye de tepinmezler, bilmem kaç tekel bayiinin birinin dahi camları indirilmemiştir bugüne dek, yazlıkçılardan da başı-göğsü-bacağı açık olanın dövüldüğü ya da sözlü tacize uğradığı duyulmamıştır (bir kanocuyu patakladılar, ona da bin pişmanlar “Sapanca’yı kötü tanıttık” diye), öyle bar-pavyon yoktur, zaten utanırlar ufak yerde girip-çıkarken görülmekten, Sapancalı açık genç kızlar, Sakarya Üniversitesi’nde okuyan açık genç kızlar şimdiye dek ne bir fiili ne de bir sözlü tacize uğramamışlardır. Herkesin muhafazakarlığı kendinedir buralarda, açık olanın arkasından neler konuşulur bilemem ama yüzüne hiç yanlış yapılmaz.  
Buralar bir özlemdir büyük şehir insanları için ilişki kirlenmişliğinin, duygu yitirilişinin, menfaat öncelenişinin bir umudu, vefanın ve vicdanın hatırlanması için ise bir fırsattır. Küçük yerin, pek açılmamış, kendi dünyasında mutlu olan insanlarının sunduğu az kirlenmiş bir dünya. Harala-gürele yaşamlardan huzura bir kaçış ve bir kaçamak. Hırçın, öfkeli, hırslı olmak için hayatın içinde bilenmemiş insanların yaşadığı ve halen tezek kokusu alabildiğimiz bir diyar. Üç sene sonra aşama aşama emeklilik sonrası için düşünülebilecek bir yer, elbet doğal gaz bağlanırsa.
Doğal gaz işi bende Sapanca Belediye Başkanı İbrahim Uslu’yu çağrıştırıyor, Ak Parti’nin Belediye Başkanı’dır kendisi yani bu güne dek oy vermediğim ve bundan sonra da oy vermeyeceğim iktidar partisine mensuptur. Sapanca’yı ihya etti, yollar, lokantalar, alış veriş merkezi, Pazar meydanı ve hizmet. “Bunlar yazlıkçı zaten oy çıkmaz” diye düşünmez. Başın sıkıştığında, aynen üç sene once bir kış benim oğlanın poposunu donmaktan kurtardığı gibi, bir denileni iki etmez, insandır, dosttur, çalışkandır. Dinmek bilmeyen şikayetlerimin hepsini dikkate almış ve hatayı düzeltmiştir. Akçeli işlere dair hakkında tek bir söylenti dahi duyulmamıştır. Garibi-gurebayı ayırım gözetmeksizin dinler, iş bitiricidir, sorun çözer. Makam koltuğundan Belediye işi görenlerden değildir, hep mobildir. 
Kuvvetle muhtemel, Sadettin Tantan’a olan düşkünlüğümün bir nedeni de Sapanca’ya olan tutkumdan kaynaklanıyor olsa gerek.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.