Marmara ve Karadeniz’de meydana gelen depremler tedirginlik yaratıyor. Ve de hemen televizyonlarda uzman! Depremciler ahkam kesmeye başlıyor. Birinin ‘ak' dediğine diğeri ise ‘kara' diyor. Yaşanan felaketlerin üzerinden biraz zaman geçiyor. 
 Ülkemizin belirli yerlerinde meydana gelen depremler Marmara Fayı'yla birlikte uzmanları da tetikledi. İstanbul depreminin tarihini bazı deprem uzmanları tespit bile etti: 2045... 
Yapmayın sayın hocalar. Tarih filan vermeyin. Vermeyin ve de, bir an önce yetkilileri uyarın. Kentsel dönüşüm diye bir yasa çıktı. Bu yasa uygulanana kadar inşallah deprem olmaz İstanbul'da? Ve de depreme dayanıksız binaları yıkıp yenisini yapana kadar da öyle zaman geçer ki sen yaptığınla kalakalırsın? 
Binlerce insan ölür, yine yüzlerce bina yıkılır? Ölenler ölür, kalan sağlar da bizim olur... Bir daha da uzunca bir süre deprem muhabbeti yapmayız!.. Çünkü o, ‘kırıldı, kırılacak' denen ünlü Marmara Fayı er geç kırılacak?  Biz toplum olarak ne duyarsız, vurdumduymaz bir milletiz... 
Zamanın adeta durduğu o 17 Ağustos 1999 gecesi her şey 45 saniyede oldu bitti. Gecenin karanlığında beşik gibi sallanan binalar yerle bir oldu. Binlerce insan öldü... Bu büyük felaketin üzerinden 14 yıl geçti... O kadar unutkan, geçmişini hiç hatırlamayan bir milletiz ki. Ne ders alıyoruz yaşadıklarımızdan, ne de önlem... 
“Yıkıp yeniden yapacağız” diyen büyüklerimize;  ‘Acaba neyi yıkacaksınız?’ diyoruz. Van Depremi örneğine bakalım. 1998 Deprem Yönetmeliği’nden sonra yapılan yeni yapılar yıkıldı.  Peki, bu süreçte yapılan yapıların hangileri depremde yıkıldı? Son 10 yılda yapılan yapılar ve vatandaşın kendi imkânları ile ne bulduysa üst üste koyarak yaptığı ilkel sığınaklar yıkıldı. 
Ayakta kalan kim? 1960-1980 arası yapılan 4 katlı yığma binalar. Son 10 yılda kullanılan malzemeden daha kötü onların malzemesi. O binaların sıvası bile çatlamadı, ileri teknolojinin beton santrallerinin yapıları yıkıldı. O zaman yeni yapıları yıkacağız.. Binalar geçen 14 yılda daha da yıprandı.
17 Ağustos 1999’da İstanbul’da 3 bin yapı oturulamaz hale geldi. 30 bin yapı hasar aldı. Depremin merkezi İstanbul’a 110 km uzaklıkta olmasına karşın hasar buydu. İstanbul’da yeni ve yüksek yapılan yapıları depremle mi sınayacağız. Bu çok üzücü bir durum. Bu yapıları kimin, nasıl denetlediği belli değil. Oysa bizde okulu yeni bitiren meslek insanları formalitenin yerine getirilmesi açısından projelerin altına imza atıyorlar. 
Vatandaşı düşünen mi var! İstanbul depreminin faturası öyle acı olacak ki. Altından kimse kalkamayacak? Başıbozukluğun, ilgisizliğin faturasını 45 saniyenin sonunda Türk halkının ödediğini, bundan sonrakinin de ödeyeceğini unutmayalım...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.