Üyesi olduğum Kadın Adayları Destekleme Derneği (Ka-Der) haberleşme grubuna gelen bir mesajı 'tarihe saygı' niyetiyle ve mesajın sahibinden izin alarak aynen yayınlıyorum:
 
"Merhaba,
Ölsem unutmam 1969 Kanlı Pazar'ını!
Tam ortalarına düşmüştük Taksim Meydanı'nda olanlardan habersiz öğle vakti Yeşilköy'den döner, Ayazpaşa'daki evimize giderken. O zamanlar İstiklal Caddesi hala trafiğe açıktı; Taksim Meydanı'na doğru ve, trafik ışıkları yoktu. Trafiği küçük silindir yükseltiler içinde polisler idare ederdi.. O polisler de hep aynı polisler olurdu ve mahalledeki arabaları sahiplerini tanırdı: "Sakın Gümüşsuyu yönüne gitme ağbi" dedi, arabayı ve kullanan babamı tanıyan polis. Bomonti'de oturan anneanneme gitmek üzere arabanın yönünü Elmadağ'a çeviren babamı yeniden ikaz etti polis, "ağbi o taraf daha da felaket, fena geliyorlar" dedi… Tek seçeneğimiz Kazancı yokuşundan inmek, bir çıkış bulmaktı. Kazancı'dan inerken o zamanlar hala var olan Park Otel'in arkasına çıkan sokaklara daldı babam, oradan da Ayazpaşa Camii'nin yanındaki yokuştan eve gitmek üzereyken bu kez gençler yolumuzu kesti:
"Arabayı bize vereceksiniz, inin araçtan" dediler.
Şu an yazarken bile titriyorum, çok korkmuştum, 13 yaşındaydım.
"Neden verecekmişim arabayı" diye sordu babam.
"Yaralı taşıyacağız" dediler.
Babam önde oturan anneme, arkada oturan biz üç kızkardeşe dönüp "inin, yürüyün eve" dedi.
Dediğini yaptık. Saatlerce babam gelmedi. Geç akşam üzeri geldiğinde yanında üç-beş genç  vardı.
"Bütün çarşafları yırtın bandaj yapacağız" dedi.
Yemek odası ve masası bir anda bandaj üretim atölyesine dönüştü. Onlarca çarşaf - o zaman çarşaflar Sümerbank veya Üçfil'den alınan pamuklu dokumalardandı, şerit şerit kesiliyor, biz çocuklar rulo yapıyorduk...
Annem geçtiğimiz yıllarda Florence Nightingale Hemşirelik okulunun geliştirilmesi kampayasında gönüllü çalışmış ve o sırada ilk yardım ve hasta bakımı kurslarına da katılmış sertifika almış olduğundan, bandaj yapımı bittiğinde, babam annemi de aldı gitti. Sıkı tembihleyerek: "Sakın perdeleri açmayın, dışarı da çıkmayın!"
Ancak dışarıdan gelen sesler ürkütücü olduğu kadar merakımızı da kurcalıyordu. Bir ara koro halindeki "Allahuekber" sesleri yaklaşmaya başladığında perdeyi araladığımı hatırlıyorum: başları beyaz sarıklı, üzerleri yeşil cüppeli, kocaman beyaz sakallı, ellerinde asa misali sopalı koca koca adamlar yokuş aşağı Fındıklı'ya doğru üçerli beşerli iniyorlardı!
İlk kez görüyordum böylelerini...
Gece geç vakit döndü annem ve babam. Babam bizi arabadan indirdiğinde gençlere "götürün beni yaralılarınıza demiş. Gümüşsuyu Teknik Üniversitesi'ne gitmişler. Bahçesi yaralı doluymuş. O zamanlar üniversiteler hala görece özerkliğini koruduğundan olsa gerek gençler orada korunabilmekte, barınabilmekteydiler...
Doğal ki, babam yaralıların ağır olanlarını Üniversiteye bitişik Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’ne taşımak istemiş. Askerler, "alamayız" nevinden yanıtlar verince, "hayır'ı bir yanıt olarak kabul etmeyen" kötü huyumu aldığım babam, emekli bir Kurmay Albay Hava Jet Pilotu olarak alamayız'ı, alırız'a dönüştürmüş: Üniversite bahçesiyle Hastane bahçesi arasındaki duvar çok yüksek ve kot farkı olmasına rağmen, o zamanlar kömürle ısıtılan Üniversitenin kışlık stokunun oluşturduğu komür yığını üzerine kalaslar konularak bir tür köprü yapılıp yaralılar duvar aşırı hastaneye taşınmış. Ama işte tam da bu aşamada hastanenin malzemesi yetersiz kalınca eve gelinmiş.
Tarihten ders alabilmek için tarihi bilmek, hatırlamak gerekiyor, düşüncesiyle yazdım yaşadıklarımı, gördüklerimi.
Yorum gereksiz diye düşünüyorum.
Ancak bu, Kanlı Pazar konusu ne zaman, nerede açılırsa açılsın bir tek kişinin 1969 tarihini hatırlamadığını yaşadım hep.
Daima 1970'li yıllardaki 1 Mayıs Kanlı Pazar’ları hatırlandı, nedense 1 Şubat 1969 her şeyin ilkiydi ama asla hatırlanmadı.
Sevgiyle,
Ceylan Orhun"
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner72