Kosova ile ilgili bir şeyler okurken bir anda aklıma düşüverdi kendisi…

Bir de gidip yakından göreyim dedim düştüm yollara…

Büyük rota Balkanlar,

İstikametlerden biri Priştina!

Malumunuz Kosova oldukça genç bir Balkan ülkesi, zira henüz dokuz yaşında.

Çoğunluğu Slav ve Arnavutlardan oluşan Kosova’nın yaşça küçük olduğuna bakmayın. Devlet statüsünde yaşı küçük olmasına karşın hayat hikayesi hem karmaşık hem de derin…

Geçmişte topraklarında şahit olduğu olaylardan dolayı bir yanı olgun, yeni yeni ülke olduğundan dolayı kafası biraz karışık ve suskun…

Yugoslavya’nın dağılmasından sonra fiilen BM’nin kontrolünde olan, 2008 yılında da tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Kosova’nın başkenti Priştina ile tanışmam tam da bizim hava durumlarımızın bel kemiği cümlesi olan Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası etkisini canlı olarak yaşadığım bir güne denk geldi.

Sarp dağların arasından çıkıp, meşhur kanlı Kosova Savaşı’nın yaşandığı meydanı görüp şehre varışımla kendimi bir anda merkezde buluverdim.

Merkez dediğime bakmayın zira eski şehir bölgesi denen yere varışınız oldukça kolay. Küçük bir meydan ve tarihi camiler ve müzeler var. Birkaç tanesi Türkiye’nin desteği ile onarılmış tadilattan geçirilmiş olsa da bir çok tarihi eser ne yazıkki Kosova tarafından hakkıyla korunamamış durumda.

Eski meydandan çıkıp sokağın hemen sonundan kıvrılınca halkın vakit geçirmek için kullandığı uzun bir caddede bulduk kendimizi. Bu kadar mı? Daha nereye gideceğiz dememe kalkmadan rehber yanıtladı:Gezimizin sonuna geldik 2.5 saat serbest zaman sonra havaalanına geçeceğiz!

Sanırım 2.5 saati en zor doldurduğum kent oldu. Nitekim zamanı doldurmak için girdiğimiz cafede yaptığımız uzun menü seçimi, neredeyse bir sürahi büyüklüğünde ikram edilen çay içme faslı dahi zamanı kurtaramadı.

Çay içme faslı demişken bir parantez açmadan edemeyeceğim, iştahlılar için bir iyi bir de kötü haberim var!

İyi haberden başlayayım porsiyonlar oldukça büyük ve doyurucu. Türk kahvesi isteyince süt fincanında, çay isteyince ufak çapta bir sürahide getiriyorlar. Yemek tabağını bitirmek ayrı bir özen istiyor lakin kötü haber porsiyonlar büyük olsa da yiyebilecekleriniz oldukça sınırlı.

Bir şekilde 2.5 saati geçirdikten sonra Kosova Havaalanı’na vardık. Dışarıdan o kadar küçük görünmese de içeri girince ufak bir şok yaşamadığımızı söylemeden edemeyeceğim.

Kontuarlar boş, ışıklar yarı kapalı.

Biniş kartlarını temin edeceğiz dedik, yarım saat sonra görevli gelecek dediler. Herhalde bizden başka uçan yok kepenkleri kapatıp giden görevli evden çıkıp gelecek gibi düşüncelerle boğuşadurayım baktım gerçekten etrafımda gördüğüm insanlar sadece turda gördüklerimden ibaret. Bizim uçaktan başka uçuş hazırlığı yapan bir de 12 adet sinek vardı söylemeden edemeyeceğim.

Velhasıl kelam bilet işlemlerini hallettik, uçağımıza gittik ve ilk kez rötar yapmadan bir kalkış gerçekleştirdik.

Görülmeye değer mi derseniz her ülke görülmeye değerdir. Yeni yeni büyüyen kendini yetiştirmeye çalışan bir ülkenin ilk adımlarını, karmaşık ruhunu görmek, gelişim sürecine şahitlik etmek istiyorsanız gezi planınıza mutlaka dahil edin ve Kosova’nın sokaklarında tarihin izlerini keşfe çıkın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.