Şile Kumbaba ve termal kumlar yok oluyor!..

Şile'nin en eski turizm alanlarından biri olan Kumbaba tepesi, sözde altın...

Şile Kumbaba ve termal kumlar yok oluyor!..

Şile'nin en eski turizm alanlarından biri olan Kumbaba tepesi, sözde altın...

25 Nisan 2013 Perşembe 13:27
Şile Kumbaba ve termal kumlar yok oluyor!..

Şile’nin en eski turizm alanlarından biri olan Kumbaba tepesi, sözde altın arayıcıları veya doğa talancıları tarafından adeta yok edilmeye yüz tutmuş vaziyette. Biz de konu ile ilgili bölgede tarihsel incelemelerde bulunan Şile’nin yerlilerinden Sabri Kayacık’tan bölge ile ilgili bilgiler aldık…

Gazetemiz Flashaber’e önemli açıklamalar yapan Kayacık;  “Tanrı, dünyayı yaratırken ve her bir köşesini ayrı ayrı bezerken, Şile’ye oldukça cömert davranmış. Yaşadığımız ilçe Şile’de, muhteşem yaşam alanlarına sahibiz ama bunların kimimiz farkında, kimimiz değiliz. Şöyle ki; bakınız;  adeta sonsuz bir orman denizi içindeyiz. Ovamız, yaylalarımız, dağlarımız, derelerimiz, nehirlerimiz, sulak alanlarımız, piknik alanlarımız, 60 Km. boyunca uzanan plajlarımız, koylarımız, mağaralarımız, falezlerimiz, şelâlelerimiz, fenerimiz, Ağlayankaya’mız, maşatlık bölgemiz, Ocaklıada’mız, kalelerimiz, Ayazma Plajı’mız, tabyalarımız… Daha sayamadığım pek çok değerimizin yanında bir de ‘Çöl’ ümüz var.

Şile güney bölgesinde; orman, ortası ova, ovanın önü, ‘Çöl’. ‘Kumbaba Termal Kumlar Bölgesi.’ Kuzeyinde ise, Karadeniz ‘Çöl’ bölgesi, ‘Kumbaba Termal Kumları’.

Neredeyse iki bin yıldan bu yana bilinen, Bizans imparator ve imparatoriçelerinin dahi gelip yaz sezonu süresince hem eğlenmek, hem de şifa bulmak için kum banyosu aldıkları bölge. Tam neresi olarak dersek Şile Merkez’in 3 Km batısında Işık Üniversitesi ile Şile Gardens Oteli arasında kalan bölge. Vaftizci Yahya dönemi… İsa’dan önce biliniyor muydu bilemem ama İsa’dan sonra keşfedildiği gerçek. Bizans’ı yönetenler olayın farkındaydılar. Teodisius, Justinianus, Commenes ki, bunlardan en önemlisi Kıbrıslı ayı oynatıcısının kızıyla evlenen İmparator Justinianus. Hani, 532 yılında vuku bulan Nika İsyanı’nı karısı sayesinde bastıran, ardından, yakılıp yıkılan Ayasofya’yı yeni baştan onarıp yaptıran Bizans İmparatoru. Her hafta, karısı Teodora, ahçıları, müzisyenleri, yardımcıları olmak üzere saray gemisiyle Şile Kumbaba Termal Kumları’na gelir, orada yiyip içip eğlenir, kum banyosu alır, akşamüzeri de tekrar saray gemisiyle geri dönerlermiş…

""

Bu geziden o kadar mutlu ve memnun dönerlermiş ki, kendilerini bu kadar hoşnut eden ve şifa sağlayan bölgeye de ‘Kum Hamamı’ adını vermişler.

İşte; bizler, yani biz Şileliler böyle bir değerin ortasında yaşıyoruz ama bunun farkında bile değiliz.

Tabir-i caizse hani şu, ‘Derya içre olup deryayı bilmeyen balık’ misali…!

Kumbaba Termal Kumları’nın, yapısını, içeriğini, ihtiva ettiği madenleri, hangi hastalıklara iyi geldiği, bölgesel özelliği, tarihi, turistik, sağlık, prestij, ekolojik, ekonomik değerini bir sonraki yazımda anlatırım ama, esas olan bugün neler oluyor. Değinmek istediğim konu bu. Şile Sivil Toplum Platformu Üyelerinden Ali Candan Büyükçelen ve eşi Nazan Hanım ile birlikte ‘Neler oluyor?’ düşüncesiyle bölgeye gittiğimizde tam anlamıyla bir trajedi ile karşılaştık.

Kumbaba Termal Kumları çalınıyor

 Sabri Kayacık yaptığı açıklamanın devamında; “Bölgeye dozerlerle, kepçelerle, kamyonlarla gelmişler. O benzersiz, iki bin yıldır şifa dağıtan kumları yükleyip adeta çalmışlar. Doğu ve kuzey bölgesinden yol geçirtip ekolojik dengeyi alt üst etmişler” iddiasında bulundu. “Çöl görünümlü olarak kalması gereken Termal bölgeye, çam ağaçları ekmişler. Bölge; bakımsızlıktan, vurdum duymazlıktan, ilgisizlikten çalılarla, dikenlerle, otlarla, sarmaşıklarla kaplanmış. Güney yamacı ise, imara açılıp bina yapılmasına izin verilmiş. Bunu anlamak mümkün değil” dedi.

""

Define avcıları da bölgeye dadanmış!

Kayacık, bölge ile yaptığı açıklamada; “Daha da vahimi ise bölgenin tam tepe kısmında bulunan 640 yılında Şile’yi ziyaret eden Evliya Çelebi’ye dahi konu olan ve ünlü Seyahatname’sinde anlattığı Kumbaba tepesi ve orada bulunan Kumba’nın Mezarı define avcıları tarafından adeta talan edilmiş, yağmalanmış durumda…Mezarın dibi, yanları ve çevresinde hazine bulmak amacıyla kazılmadık, oyulmadık yer kalmamış.

Öyle ki, adam boyundan fazla kazılan çukurlar yüzünden kabir yan yatmış vaziyette, yıkılmak üzere. Bir define avcısı daha gelip kazar ise, hiç şüphe yok ki mezar onun üstüne çöküp yıkılacak duruma gelmiş. Bu ilgisizlik ve vefasızlık ne kadar sürer bilemem, ilgililer ve yetkililer bölgeye ne zaman el atarlar bunu da bilemem. Ama bilinen bir şey varsa o da benzersiz şifalı kumların elden çıkmak üzere olduğu.

""

Ayrıca, yaz sezonunda gelen piknikçiler, kadir kıymet bilmeyenler, nasıl bir tarih üstünde bulunduklarını anlamayanlar,  oraları çöplüğe çevirmişler.

İşte; ilk başta sözünü etmiştim: ‘Tanrı Şile’ye cömert davranmış’ diye…  Şimdi; “Cömert davransa ne olacak. Bu ne işe yaramış ki? ‘Derya içinde olup deryayı bilmeyen balık’ misali” dedi ve; “Bölgede oluşan doğa katliamı ve talan için yetkilileri; Kültür Bakanlığı, Belediye Başkanlığı, Kaymakamlık ve devlet yetkililerine ihbarda bulunuyorum. Buranın daha fazla yok olmasına, define avcılarının oralardaki o güzelim tarihi yok etmelerine izin vermeyin” diyerek yetkililere seslendi.  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner3