BM'nin “2015 Sonrası Kalkınma” gündemi

“2015 Sonrası Kalkınma” gündemli BM Bölgesel İstişare Toplantısı'nda konuşan...

BM'nin “2015 Sonrası Kalkınma” gündemi

“2015 Sonrası Kalkınma” gündemli BM Bölgesel İstişare Toplantısı'nda konuşan...

11 Kasım 2013 Pazartesi 11:06
BM'nin “2015 Sonrası Kalkınma” gündemi

 

BM’nin “2015 Sonrası Kalkınma” gündemi İstanbul’da tartışılıyor

“2015 Sonrası Kalkınma” gündemli BM Bölgesel İstişare Toplantısı’nda konuşan Başkan Topbaş, “Yerel yönetimler olarak bin yıllık kalkınma hedeflerinde aktif rol almak ve çözüm ortağı olmak istiyoruz” dedi.

TC Kalkınma Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) ortaklığında düzenlenen "2015 Sonrası Kalkınma Gündemine Yönelik Avrupa ve Orta Asya Perspektifi" başlıklı Bölgesel İstişare Toplantısı İstanbul’da başladı. Gayrettepe Dedeman Otel’de yapılan toplantıya Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da katıldı.

Açılışta konuşan Başkan Kadir Topbaş, toplantının İstanbul'da yapılıyor olmasından duyduğu memnuniyeti belirterek, “Hz. Mevlana, ‘Bir neslin geleceğini bir önceki nesil hazırlar’ diyor. Bu toplantılarda gelecek nesillerin rüyası konuşulmalıdır. Günümüzde global bir köye dönüşen dünyamızda yaşayan bütün insanların kaderleri birbirine bağlı. Bu nedenle bir ülkenin, bir bölgenin kalkınması dünyaya barışı getiremiyor, tüm insanlığın mutluluğu gerekli. O halde tüm çaba ve çalışmalar bu doğrultuda olmalı” diye konuştu.

Dünya genelinde ciddi anlamda bir kentleşme, kent yoğunluğunun ortaya çıktığına dikkat çeken Kadir Topbaş, şöyle konuştu; “Diğer yandan gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışı durağan hale geldi. Dar gelirli ve gelişmemiş ülkelerde de nüfusun hızla geliştiğini görüyoruz. Kalkınma konusunda ise, bütün bölge ve ülkelerde öncelik ve özellikler farklı. Dolayısıyla bir bölgede uygulanıp başarılı olmuş bir uygulama diğer bölgeler için geçerli olmayabiliyor. Kalkınma planlarında ana başlıklar ortaya koyulduktan sonra her bölge ve ülke için de çözüm arayışlarına destek olunması gerekiyor.”

“Özellikle biz yerel yönetimler olarak, bin yıllık kalkınma hedeflerinde aktif rol almak istediğimizi ve çözüm ortağı olmak istediğimizi her daim dile getirmekteyiz” diyen Topbaş, “Baktığımızda doğal kaynakların hızla tükendiği, küresel bir çevresel krize doğru gittiğimiz ve her alanda bir takım farklılıkların ortaya çıktığını görüyoruz. Gezegenimizin geleceğinde 0-5 yaş grubuyla ilgili yapacağımız her türlü yatırım ve gelişme gezegenin geleceği anlamı taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Bakan Yılmaz; “Kalkınmada temel unsur hukukun üstünlüğüdür”

Daha sonra kürsüye çıkan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz da “Binyıl Kalkınma Hedefleri”nin, 55'inci Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu oluşturan 189 ülkenin temsilcileri tarafından yeni binyılda az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma çabalarına katkıda bulunmak amacıyla 2000 yılında açıklandığını hatırlattı.

Toplantının 2015 sonrası kalkınma gündeminin belirlenmesi sürecine Avrupa ve Orta Asya’nın bakış açısını yansıtması bakımından önemli bir fırsat teşkil ettiğini belirten Bakan Yılmaz, “Bu bölgede gerek ülkeler arasında gerekse ülkeler içerisinde gelişmişlik düzeyi farklılıkları da bulunmaktadır. Farklılıklarımızın, bu istişare toplantısının 2015 sonrası kalkınma gündeminin belirlenmesinde sağlayacağı katkıyı zenginleştireceğini umuyorum” dedi.
 
Dünyada çok sayıda çocuk için ilköğretime erişim probleminin ciddiyetini sürdürdüğünü anlatan Yılmaz, şöyle konuştu; “Sağlık ve eğitime erişimde kırsal ve kentsel bölgeler arasındaki farklılık devam etmektedir. Karar verme sürecinde cinsiyete dayalı eşitsizlikler, çevresel sürdürülebilirlik geliştirilmesi gereken diğer alanlar arasındadır. Türkiye, Binyıl Kalkınma Hedefleri göstergelerinde her geçen yıl daha iyi bir duruma gelmektedir. Bu çerçevede mutlak yoksulluk ülkemizde gözlenmemektedir. 2006 yılı itibarıyla günlük 1 dolar gelir düzeyinin altında yaşayan nüfus kalmamıştır. Okullaşma oranları her geçen yıl artmakta olup ilköğretimde brüt okullaşma oranı 2012-2013 döneminde yüzde 107,6 düzeyine ulaşmıştır.”

Yılmaz, Türkiye’de kadınların karar alma süreçlerine daha fazla katılımı için çalışmalar yapıldığına işaret ederek, “Anne ve çocuk sağlığı alanında hızla ilerlemeler kaydedilmektedir. Bu doğrultuda, kadın milletvekili sayısı 2002’de 24 iken 2011 yılında 78’e yükselmiştir. Beş yaş altı çocuk ölüm hızı 2003 yılında binde 37 seviyesinden 2012 yılında binde 11’e, bebek ölüm hızı 2003 yılındaki binde 29 iken 2012 yılında binde 7,4’e ve anne ölüm hızı 2005 yılında yüz bin canlı doğumda 28,5 iken 2012 yılında 15,4’e gerileyerek önemli bir ilerleme gösterilmiştir” diye konuştu.

Türkiye’nin bölgesinde ve küresel düzeyde toplumsal refahın artırılması ve hayat kalitesinin iyileştirilmesi anlayışıyla insani yardım ulaştırılmasına ve kalkınma işbirliğine büyük önem verdiğini kaydeden Yılmaz, küresel kriz ve olumsuz ekonomik koşulların yarattığı zorluklara rağmen resmi kalkınma yardımı miktarını artırdıklarına dikkat çekti. Miktarını 2012 yılında bir önceki yıla göre yüzde 99 oranında artarak 2,533 milyar dolar seviyesine yükselttiğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böylece, Türkiye’nin 2011 yılında yüzde 0,17 olarak gerçekleşen resmi kalkınma yardımının milli gelir içindeki payı da 2012 yılında yüzde 0,33 olmuştur. Türkiye, bu anlamda OECD ülkeleri arasında 2012 yılında bir önceki yıla göre resmi kalkınma yardımı miktarında en yüksek artış kaydeden ülke konumundadır.  2012 yılında Türkiye tarafından 1 milyar dolardan fazla bir tutarda acil ve insani yardım gerçekleştirilmiştir. Bu tutarın 979 milyon dolarlık kısmı ülkemize gelen Suriyeli misafirlerimize yönelik yardımlardır. Resmi kalkınma yardımlarına ek olarak, Türk özel sektör kuruluşları tarafından diğer ülkelerde gerçekleştirilen doğrudan yatırımlar ile sivil toplum kuruluşları tarafından diğer ülkelere yapılan yardımları içeren Türkiye’nin toplam kalkınma yardımları büyüklüğü 2012 yılında 3,3 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.”

Avrupa Birliği’ne bu konuda da önemli bir görev düştüğünü anlatan Yılmaz, “Diğer yandan, sadece gelişmiş ülkelerin finansal desteğine bağlı kalınan bir kalkınma işbirliği yaklaşımı yetersiz kalacaktır. Ortaklığın özüne işlerlik kazandırması ve etkileşimin güçlendirilmesi bakımından yükselen donörler olarak nitelendirilen ülkelerin çalışmalarının etkinleştirilmesi ve Güney–Güney İşbirliği yaklaşımı da sürece önemli katkılar sağlayacaktır. Bu konuda Güney-Güney İşbirliğinin önderi olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programına ve ülke ofislerine önemli görevler düşmektedir” ifadelerini kullandı.

Kırılgan ve çatışmalardan etkilenen ülkelerin Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşmada önemli sıkıntılar yaşadığına işaret eden Yılmaz, bu bağlamda, etkin hukuki yaptırım sisteminin barışçıl bir ortamın tesisi açısından kritik önemi olduğunu söyledi. Barış ortamının sağlanmasının yanı sıra, düzgün işleyen demokratik rejimin kabulü ve ülkelerin seçilmişler eliyle yönetilmesinin kalkınmanın kapsayıcı ve sürdürülebilir kılınması açısından önem taşıdığını anlatan Yılmaz, hukukun üstünlüğü ve demokrasi ilkelerinin yeni dönemde sürdürülebilir kalkınmanın sosyal, ekonomik ve çevresel eksenlerine eklenmesi ve dördüncü bir eksen olarak değerlendirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner3